İçeriğe geç

Pityriasis rosea (gül hastalığı) nedir?

Pityriasis rosea, gövdede önce tek büyük bir "madalyon" lekesi, ardından yaygın pembe pullu döküntülerle seyreden, kendiliğinden geçen bir cilt hastalığıdır. Bulaşıcı değildir.

Bu içerik BulutDoktor Sağlık Editörü tarafından hazırlanmış ve gözden geçirilmiştir. Son güncelleme: 31.07.2026 · Editoryal politikamız
Pityriasis rosea, gövdede pembe renkli, ince pullu ve belirli bir düzende dizilen döküntülerle seyreden geçici bir deri hastalığıdır. Halk arasında gül hastalığı denir. Genellikle on ile otuz beş yaş arasında görülür.

Seyri tipiktir ve tanıyı kolaylaştırır. Önce tek bir büyük leke çıkar: oval, pembe, kenarı hafif kabuklu ve çoğunlukla gövdede. Buna öncü leke denir. Bir ile iki hafta sonra gövdeye yayılan çok sayıda daha küçük leke ortaya çıkar.

Bu küçük lekelerin dizilimi ayırt edicidir. Sırtta kaburgaların seyrini izleyerek yerleşir ve çam ağacı dallarına benzeyen bir desen oluşturur. Yüz, avuç içi ve ayak tabanı genellikle korunur.

Nedeni tam olarak bilinmiyor. En güçlü görüş, bazı virüslerin yeniden etkinleşmesiyle ilişkili olduğudur. Bulaşıcı kabul edilmez; aile içinde ikinci bir kişide görülmesi seyrektir.

Bir bölüm hastada döküntüden önce halsizlik, boğaz ağrısı ve hafif ateş gibi yakınmalar olur.

En iyi haber seyridir: kendiliğinden geçer. Döküntü genellikle altı ile sekiz haftada, bazı hastalarda üç ile dört ayda tamamen kaybolur ve iz bırakmaz. Tedavi çoğunlukla kaşıntıyı azaltmaya yöneliktir.

Gebelikte görülmesi ayrı değerlendirilir; bu durumda hekime bildirilmesi gerekir.

Belirtileri

  • Önce tek bir büyük, oval, pembe renkli leke (öncü leke)
  • Öncü lekenin kenarında ince, içe doğru kıvrılan pullanma
  • Bir ile iki hafta sonra gövdeye yayılan çok sayıda küçük leke
  • Lekelerin sırtta çam dalı desenini andıran biçimde dizilmesi
  • Gövde, kollar ve bacakların üst bölümünde yoğunlaşma
  • Yüz, avuç içi ve ayak tabanının genellikle korunması
  • Hafif ya da orta düzeyde kaşıntı
  • Döküntü öncesinde halsizlik, boğaz ağrısı ve hafif ateş
  • Koyu tenli kişilerde iyileşme sonrası geçici renk değişikliği

Nedenleri

  • Bazı virüslerin yeniden etkinleşmesiyle ilişkili olduğu düşünülüyor
  • Üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası dönem
  • Bağışıklık sisteminin geçici olarak zayıfladığı durumlar
  • Stres ve yorgunluk gibi tetikleyiciler
  • Bahar ve sonbahar aylarında daha sık görülmesi
  • Bazı ilaçların benzer döküntü yapabilmesi
  • Bulaşıcı kabul edilmemesi, aile içi ikinci olgunun seyrek olması

Tanı ve tedavi

Tanı muayeneyle konur. Öncü lekenin varlığı, döküntünün dizilimi ve pullanmanın biçimi tipiktir. Kan testi ya da biyopsi rutin olarak gerekmez.

Ayırıcı tanı bu tabloda kritik bir adımdır. En önemlisi frengi (sifiliz) ikincil dönem döküntüsüdür; bu tabloda avuç içi ve ayak tabanı da tutulur, bu nedenle kuşkulu olgularda kan testi istenir. Mantar enfeksiyonu, sedef, egzama ve ilaç döküntüsü de ayırt edilir. Gerekirse kazıntı örneği alınır.

İlaç öyküsü sorgulanır; bazı ilaçlar benzer bir döküntüye yol açabilir ve bu durumda ilacın gözden geçirilmesi gerekir.

Tedavi çoğu hastada gerekmez, çünkü tablo kendiliğinden geçer. Kaşıntı varsa nemlendirici ve hekimin uygun gördüğü kaşıntı giderici tedaviler kullanılır. Yaygın ve kaşıntılı olgularda düşük ya da orta güçlü kortizonlu kremler verilebilir.

Yoğun ve rahatsız edici tablolarda ışık tedavisi düşünülebilir; güneş ışığına ölçülü çıkmanın da döküntüyü hafiflettiği bildirilmiştir, ancak yanık oluşturacak düzeyde maruz kalmak zararlıdır.

Gebelikte görülen olgular ayrıca değerlendirilir ve hekim tarafından izlenir.

Döküntü sekiz haftayı belirgin biçimde aştığında tanı yeniden gözden geçirilir; bu durumda başka bir hastalık olasılığı araştırılır.

Risk faktörleri ve korunma

Bu tablo ciddi bir hastalık değildir ve komplikasyonu seyrektir. Yine de bilinmesi gereken başlıklar var.

En önemli konu tanının doğruluğudur. Frengi ikincil dönem döküntüsü bu tabloya benzeyebilir ve tedavi edilmediğinde ilerleyen sonuçlar doğurur. Avuç içi ve ayak tabanı tutulumu, ağız içinde yara ve lenf düğümlerinde büyüme varsa kan testi istenir.

İkincisi renk değişikliğidir. Özellikle koyu tenli kişilerde iyileşme sonrası açık ya da koyu lekeler kalabilir; bunlar aylar içinde kendiliğinden düzelir ve kalıcı iz değildir.

Üçüncüsü kaşımaya bağlı yaralanma ve enfeksiyondur.

Dördüncüsü gebeliktir. Gebelikte görülen olgularda izlem yapılması ve durumun hekime bildirilmesi gerekir.

Korunma yolu bilinmiyor, çünkü nedeni tam olarak aydınlatılmamıştır ve bulaşıcı kabul edilmez. Bu nedenle okuldan ya da işten uzak kalmak gerekmez.

Tabloyu rahatlatan davranışlar bellidir: sıcak duş yerine ılık duş almak, sert sabun ve keseden kaçınmak, pamuklu ve bol giysi tercih etmek, terletici ortamlardan uzak durmak, nemlendirici kullanmak.

Aşırı güneşe çıkmak ve solaryum önerilmez; yanık, döküntüyü ve renk değişikliğini artırır.

Döküntü tekrarlayabilir ancak bu seyrektir; ikinci kez görülmesi olağan dışıdır ve yeniden değerlendirme gerektirir.

Günlük yaşamda neler yapılabilir?

Bakımın amacı kaşıntıyı azaltmak ve deriyi rahat bırakmaktır.

Duş ılık ve kısa olur. Sıcak su kaşıntıyı belirgin biçimde artırır. Sert sabun, kese ve lif kullanılmaz; nazik ve kokusuz temizleyiciler tercih edilir.

Nemlendirici günde iki kez ve duştan hemen sonra uygulanır. Kokusuz ürünler seçilir.

Giysiler pamuklu ve bol seçilir. Yün doğrudan tene giydirilmez, sentetik ve dar kıyafetler sürtünmeyle kaşıntıyı artırır.

Terlemekten kaçınılır. Yoğun spor, sıcak ortam, sauna ve hamam döküntüyü belirginleştirir.

Kaşıntı için soğuk uygulama ve nemlendirici kullanılır; tırnaklar kısa tutulur.

Güneşe ölçülü çıkmak bir bölüm hastada döküntüyü hafifletir; yanık oluşturacak süre ve solaryum ise zarar verir.

Hastalığın seyri bilinerek beklenir. Döküntünün altı ile sekiz haftada, bazen üç ile dört ayda geçtiğini bilmek gereksiz kaygıyı ve gereksiz ilaç kullanımını önler.

Kullanılan ilaçlar hekime bildirilir; bazı ilaçlar benzer döküntü yapabilir.

Hekime başvurulması gereken durumlar şunlardır: avuç içi ve ayak tabanında döküntü, ağız içinde yara, lenf düğümlerinde büyüme, ateşin sürmesi, döküntünün sekiz haftayı belirgin biçimde aşması, yoğun ve uykuyu bölen kaşıntı, döküntü üzerinde sulanma ve sarı kabuk, gebelik döneminde ortaya çıkması.

Ne zaman doktora gidilmeli?

Gövdede pembe renkli, ince pullu ve yayılan döküntü görüldüğünde cildiye bölümüne başvurulmalıdır. Tanı muayeneyle konur ve çoğu olguda tedavi gerekmez.

Değerlendirme gerektiren durumlar şunlardır: döküntünün avuç içi ve ayak tabanını da tutması, ağız içinde yara bulunması, lenf düğümlerinde büyüme, ateşin sürmesi, yoğun kaşıntı, döküntünün sekiz haftayı belirgin biçimde aşması.

Avuç içi ve ayak tabanı tutulumu ayrıca vurgulanmalıdır: bu bulgu frengi ikincil dönem döküntüsünü düşündürür ve kan testi gerektirir.

Gebelikte ortaya çıkan olgularda hekime bildirilmesi ve izlem yapılması gerekir.

Yeni bir ilaca başladıktan sonra çıkan döküntülerde ilaç öyküsü gözden geçirilir.

Beklemeden başvurulması gereken bulgular şunlardır: yaygın sulanma ve sarı kabuk, ateşle birlikte halsizlik, döküntü üzerinde içi su dolu kabarcıkların çıkması, dudak ile göz kapaklarında şişme ve nefes darlığı. Son bulgu ağır alerjik tepki olabilir ve acil kabul edilir.

Sık sorulan sorular

Pityriasis rosea (gül hastalığı) için hangi bölüme gidilir?

Pityriasis rosea (gül hastalığı) şikayetinde ilk başvurulacak bölüm Cildiye Doktoru bölümüdür. Belirtileriniz şiddetliyse ya da uzun sürdüyse randevu almayı geciktirmeyin.

Gül hastalığı bulaşıcı mı?

Bulaşıcı kabul edilmez; aile içinde ikinci bir kişide görülmesi seyrektir. Bu nedenle okuldan ya da işten uzak kalmak gerekmez.

Ne kadar sürede geçer?

Kendiliğinden geçen bir tablodur. Döküntü genellikle altı ile sekiz haftada, bazı hastalarda üç ile dört ayda tamamen kaybolur ve iz bırakmaz.

Tedavi gerekli mi?

Çoğu hastada gerekmez. Kaşıntı varsa nemlendirici ve hekimin uygun gördüğü kaşıntı giderici tedaviler kullanılır; yaygın ve rahatsız edici olgularda kortizonlu kremler verilebilir.

Neden avuç içimde de döküntü çıktı?

Bu tabloda avuç içi ve ayak tabanı genellikle korunur. Bu bölgelerde döküntü varsa başka bir tanı, özellikle frengi ikincil dönem döküntüsü düşünülür ve kan testi istenir.

Geride leke kalır mı?

Kalıcı iz bırakmaz. Özellikle koyu tenli kişilerde iyileşme sonrası açık ya da koyu lekeler görülebilir; bunlar aylar içinde kendiliğinden düzelir.

İlgili durumlar

İçerik hakkında

Bu içerik, BulutDoktor Sağlık Editörü tarafından güncel tıbbi bilgiler doğrultusunda hazırlanmış ve gözden geçirilmiştir. Son güncelleme: 31.07.2026.

Kaynaklar: T.C. Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü yayınları, ilgili tıp uzmanlık dernekleri ve güncel tıbbi rehberler doğrultusunda derlenmiştir.

⚠ Bu sayfa yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez. Şikayetleriniz için bir hekime başvurun, acil durumlarda 112'yi arayın.

Bu site çalışması için zorunlu çerezler kullanır. Ayrıntılar için Çerez Politikası.