İçeriğe geç

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) nedir?

TSSB, kaza, afet, şiddet ya da kayıp gibi zorlayıcı bir olayın ardından gelişen; olayın tekrar tekrar yaşanması, kaçınma ve tetikte olma haliyle seyreden bir ruhsal durumdur.

Bu içerik BulutDoktor Sağlık Editörü tarafından hazırlanmış ve gözden geçirilmiştir. Son güncelleme: 03.08.2026 · Editoryal politikamız
Travma sonrası stres bozukluğu, yaşamı ya da bütünlüğü tehdit eden bir olayın ardından gelişen ve kendiliğinden geçmeyen bir ruhsal tablodur. Kısaca tssb denir.

Travmatik olayın ardından günler ve haftalar içinde huzursuzluk, uyku bozukluğu ve olayın tekrar tekrar akla gelmesi olağandır. Çoğu kişide bu tepkiler zamanla azalır. Bir bölümünde ise bulgular bir aydan uzun sürer, günlük hayatı kısıtlar ve tablo tanı düzeyine ulaşır.

Belirtiler dört başlıkta toplanır. Yeniden yaşantılama: olayın istem dışı akla gelmesi, kabuslar, sanki yeniden yaşanıyormuş gibi hissetme. Kaçınma: olayı hatırlatan yer, kişi ve konulardan uzak durma. Düşünce ve duygu değişiklikleri: kendini suçlama, güvensizlik, uyuşma hissi, keyif alamama. Aşırı uyarılmışlık: irkilme, sürekli tetikte olma, sinirlilik, uykuya dalamama, dikkat dağınıklığı.

Her travma bu tabloya yol açmaz. Riski artıran etkenler olayın şiddeti ve süresi, insan eliyle yapılmış olması, çocuklukta yaşanmış olması, daha önce travma öyküsü bulunması ve olay sonrasında sosyal desteğin yetersiz kalmasıdır.

Deprem, trafik kazası, ağır iş kazası, savaş, saldırı, cinsel saldırı, aile içi şiddet, ani kayıp ve yoğun bakımda geçen süreçler sık görülen kaynaklardır. Olayı doğrudan yaşamak şart değildir; tanık olmak ve yakının başına geldiğini öğrenmek de tabloyu başlatabilir.

Tedavi edilebilir bir bozukluktur. Belirtiler yıllarca sürmüş olsa bile yanıt alınabilir.

Belirtileri

  • Olayın istem dışı ve tekrar tekrar akla gelmesi
  • Olayla ilgili kabuslar, uykudan sıçrayarak uyanma
  • Olay yeniden yaşanıyormuş gibi hissetme
  • Olayı hatırlatan yer, kişi, ses ve konulardan kaçınma
  • Olayın bazı bölümlerini hatırlayamama
  • Kendini ya da başkalarını suçlama, sürekli suçluluk duygusu
  • Çevreye ve insanlara güvenememe, uzaklaşma
  • Keyif alamama, duygusal olarak uyuşmuş hissetme
  • Sürekli tetikte olma, ani seslere aşırı irkilme
  • Sinirlilik, öfke patlamaları, dikkat dağınıklığı
  • Uykuya dalamama ve sık uyanma
  • Çarpıntı, terleme, mide bulantısı gibi bedensel tepkiler

Nedenleri

  • Yaşamı ya da bedensel bütünlüğü tehdit eden bir olaya maruz kalmak
  • Olayın tanığı olmak ya da yakınının başına geldiğini öğrenmek
  • Olayın insan eliyle yapılmış olması riski artırır
  • Travmanın uzun süreli ve tekrarlayıcı olması
  • Çocukluk çağında yaşanan travma, ihmal ve istismar öyküsü
  • Daha önce ruhsal bir hastalık geçirmiş olmak
  • Olay sonrasında sosyal desteğin yetersiz kalması
  • Ağır yaralanma, yoğun bakım süreci ve kayıp yaşamak
  • Kalıtsal yatkınlık ve stres yanıt sistemlerindeki farklılıklar

Tanı ve tedavi

Tanı psikiyatri hekimi ya da klinik psikolog tarafından, görüşmeyle konur. Olayın niteliği, belirtilerin türü ve süresi, işlevin ne kadar etkilendiği değerlendirilir. Bir aydan kısa süren tablolar farklı adlandırılır ve izlenir.

Değerlendirmede eşlik eden sorunlar da araştırılır. Depresyon, kaygı bozuklukları, alkol ve madde kullanımı, kronik ağrı ve uyku bozukluğu bu tabloya sık eşlik eder. Ayrıca kafa travması geçirilmişse nörolojik değerlendirme yapılır.

Tedavinin temeli psikoterapidir ve bu alanda kanıt düzeyi güçlüdür. Travma odaklı bilişsel davranışçı terapi (BDT), uzun süreli maruz bırakma çalışmaları ve göz hareketleriyle duyarsızlaştırma yöntemi en çok araştırılmış yaklaşımlardır. Ortak nokta, kaçınılan anıyla güvenli ve kontrollü biçimde yeniden temas kurmaktır; kaçınma sürdükçe belirtiler yerinde kalır.

Çalışmanın hızı kişiye göre ayarlanır. Anlatım sırasında sıkıntının bir süre artması beklenen bir tepkidir; terapistin görevi bu yoğunluğu taşınabilir düzeyde tutmaktır.

İlaç tedavisi orta ve ağır tablolarda, eşlik eden depresyon varlığında ve terapiye ulaşımın gecikeceği durumlarda hekim kararıyla kullanılır. Kabuslar için ayrı seçenekler bulunur. Uyku ilaçlarının uzun süreli kullanımı tercih edilmez.

Erken dönemde yapılan tek seferlik zorunlu anlatım oturumları yararlı bulunmamıştır; bu nedenle olay sonrası ilk günlerde öncelik güvenlik, temel ihtiyaçlar ve sosyal destektir.

Tedavi süresi tabloya göre değişir; birçok programda sekiz ile yirmi görüşme planlanır.

Risk faktörleri ve korunma

Tedavi edilmediğinde tablo kendiliğinden kaybolmayabilir ve yıllarca sürebilir.

En sık eklenen sorun depresyondur. Umutsuzluk, keyif alamama ve yaşamı sürdürme isteğinin azalması bu tabloda ciddiye alınır; tssb'de intihar riski topluma göre yüksektir.

İkinci başlık alkol ve madde kullanımıdır. Uykusuzluğu ve irkilmeyi bastırmak için başlanan kullanım kısa sürede bağımlılığa dönüşebilir ve belirtileri ağırlaştırır.

Bedensel sonuçlar da görülür: kronik ağrı, mide ve bağırsak yakınmaları, yüksek tansiyon, uyku bozukluğu, bağışıklığın zayıflaması. Sürekli tetikte olma hâli bedeni de yorar.

İlişkiler zarar görür. Öfke patlamaları, duygusal uzaklaşma ve kaçınma davranışı aile içinde yanlış anlaşılır. Yakınların bu belirtilerin hastalığa ait olduğunu bilmesi çatışmayı azaltır.

Çocuklarda tablo farklı görünebilir. Oyunda olayın tekrarlanması, ayrılık kaygısı, altını ıslatma, karın ağrısı ile baş ağrısı, okul başarısında düşme ve öfke nöbetleri sık görülen işaretlerdir.

Korunma tarafında en güçlü etken olay sonrasındaki ilk haftalarda sağlanan sosyal destektir. Güvenli bir ortam, temel ihtiyaçların karşılanması, yakınlarla temas ve olağan düzene kademeli dönüş belirtilerin yerleşmesini azaltır. Kişiyi anlatmaya zorlamak ise yararlı değildir; konuşmak isteyene alan açmak, istemeyene zaman tanımak daha doğrudur.

Riskli mesleklerde çalışanlarda düzenli izlem ve destek programları koruyucudur.

Günlük yaşamda neler yapılabilir?

Belirtilerle yaşarken günlük düzeni korumak, tedavinin etkisini artırır.

Uyku öncelik taşır. Yatma ve kalkma saatini sabitlemek, yatak odasını yalnız uyku için kullanmak, akşam ekran ve kafeini azaltmak işe yarar. Kabuslar sürüyorsa hekime söylenmelidir; bunun için ayrı yaklaşımlar vardır.

Kaçınmayı büyütmemek gerekir. Hatırlatan her şeyden uzaklaşmak hayatı giderek daraltır. Terapide belirlenen adımlarla kademeli temas sürdürülür.

Tetikleyiciler tanınır. Hangi ses, koku, saat ve ortamın tepkiyi başlattığını fark etmek, o an ne yapılacağını önceden planlamayı sağlar.

An'a dönme teknikleri işe yarar. Ayakların yere temasını hissetmek, çevrede beş nesne saymak, soğuk suyla yüz yıkamak, yavaş ve uzun nefes vermek yeniden yaşantılama anında bedeni bugüne geri getirir.

Hareket ve düzenli beslenme sürdürülür. Tempolu yürüyüş ve düzenli egzersiz aşırı uyarılmışlığı azaltır.

Alkol ve madde ile bastırma yolu kapatılır; kısa vadede rahatlatır, uykuyu ve belirtileri uzun vadede bozar.

Haber ve görüntü akışı sınırlanır. Olayla ilgili görüntülere tekrar tekrar bakmak belirtileri canlı tutar.

Destek görünür kılınır. Güvenilen bir yakının süreçten haberdar olması, zor anlarda aranacak bir kişinin belirlenmesi ve gerekiyorsa destek gruplarına katılmak yükü hafifletir.

Hekime başvurulması gereken durumlar şunlardır: kendine zarar verme düşüncesi, umutsuzluğun derinleşmesi, alkol ile madde kullanımının artması, uykunun tamamen bozulması, işe ve okula devam edememe, öfke kontrolünün kaybedilmesi, bedensel yakınmaların artması.

Ne zaman doktora gidilmeli?

Travmatik bir olayın ardından ilk haftalarda görülen huzursuzluk, uyku bozukluğu ve olayın akla gelmesi beklenen tepkilerdir. Değerlendirme için ölçüt, bu bulguların bir aydan uzun sürmesi ve günlük hayatı kısıtlamasıdır.

Başvurulacak yer psikiyatri ya da psikoloji bölümüdür.

Bir ayı beklemeden başvurulması gereken durumlar da vardır: kendine zarar verme düşüncesi, gerçeklikten kopma bulguları, işe ve okula hiç devam edememe, uykunun tamamen bozulması, alkol ile madde kullanımının başlaması ya da artması, çocuklarda belirgin davranış değişikliği.

Acil başvuru gerektiren tablo nettir: yaşamı sürdürme isteğinin kaybı, kendine ya da başkasına zarar verme düşüncesi ve davranışı, kontrol edilemeyen ajitasyon. Bu durumlarda acil servise başvurulmalı, gerekiyorsa 112 aranmalıdır.

Kafa travması geçirilen olaylarda ayrıca nörolojik değerlendirme yapılır; bilinç kaybı, tekrarlayan kusma, şiddetli baş ağrısı ve bellek kaybı bekletilmez.

Sık sorulan sorular

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) için hangi bölüme gidilir?

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) şikayetinde ilk başvurulacak bölüm Psikiyatri Doktoru veya Psikolog bölümüdür. Belirtileriniz şiddetliyse ya da uzun sürdüyse randevu almayı geciktirmeyin.

Travmadan sonra herkes tssb geliştirir mi?

Hayır, çoğu kişide ilk haftalardaki tepkiler zamanla azalır. Riski artıran etkenler olayın şiddeti ve süresi, insan eliyle yapılmış olması, önceki travma öyküsü ve olay sonrasında sosyal desteğin yetersiz kalmasıdır.

Olayı anlatmak zorunda mıyım?

İlk günlerde kimseyi anlatmaya zorlamak yararlı bulunmamıştır; bu dönemde öncelik güvenlik ve destektir. Tedavi aşamasında ise anıyla kontrollü temas kurmak yöntemin çekirdeğidir ve hızı sizin taşıyabileceğiniz düzeyde ayarlanır.

Yıllar önce yaşadım, şimdi tedavi işe yarar mı?

Yarar. Belirtiler yıllardır sürüyor olsa bile travma odaklı terapilere yanıt alınabilir. Tedaviye başlamak için geç sayılan bir zaman yoktur.

Uyku ilacı kullanmalı mıyım?

Uyku ilaçlarının uzun süreli kullanımı tercih edilmez. Uyku düzenine yönelik davranışsal yaklaşımlar önce gelir; kabuslar sürüyorsa bunun için ayrı seçenekler vardır ve kararı hekim verir.

Çocuğumda nasıl anlaşılır?

Çocuklarda tablo farklı görünür: oyunda olayın tekrarlanması, ayrılık kaygısı, altını ıslatma, karın ve baş ağrısı, okul başarısında düşme, öfke nöbetleri. Bu değişiklikler travmatik bir olay sonrasında sürüyorsa hekime başvurulmalıdır.

İlgili durumlar

İçerik hakkında

Bu içerik, BulutDoktor Sağlık Editörü tarafından güncel tıbbi bilgiler doğrultusunda hazırlanmış ve gözden geçirilmiştir. Son güncelleme: 03.08.2026.

Kaynaklar: T.C. Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü yayınları, ilgili tıp uzmanlık dernekleri ve güncel tıbbi rehberler doğrultusunda derlenmiştir.

⚠ Bu sayfa yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez. Şikayetleriniz için bir hekime başvurun, acil durumlarda 112'yi arayın.

Bu site çalışması için zorunlu çerezler kullanır. Ayrıntılar için Çerez Politikası.